İşveren Markası Yönetimi

İşveren Markası Yönetimi

Rekabetin yoğun yaşandığı dünyamızda, işletmeler en iyiyi arama ve sunma gayreti içerisindeler. Marka ile birlikte bir de “işveren markası” gündeme gelmesi kaçınılmaz olmuştur.

İşveren markasındaki amaç; marka olarak işvereni öne çıkarmak, işverenin diğer işletmeler içinde yarışabilme potansiyelini en üst düzeye çekmektir. Bu çabaların hepsi işveren markasının bütünlüğünü oluşturmaktadır.

İşveren markası kavramını ilk, araştırmacılardan Simon BARROW gündeme getirmiştir. Barrow 1990 yılında İngiltere’de yaptığı bir konuşmada “işveren markanızı oluşturun” diyerek kavramın başlangıcı ile yol göstermiştir.

Araştırmacılardan Ambler ve Barrow 1996 yılında işveren markası ile ilgili şu önemli tanımı yapmışlardır: İşveren markasının, işverenin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve işveren tarafından sunulan faydalar paketi olduğunu belirtmektedirler. Bu paketin içinde psikolojik, ekonomik ve fonksiyonel faydalar bulunmaktadır. Bu faydalar, işveren ile işgören arasında devam eden ilişkinin karşılıklı çıkar alışverişini sağladığını ve bu işletmenin toplam iş networkünün bir parçasını oluşturduğunu belirtmektedirler. Başka bir ifadeyle söylemek gerekirse işverenler, işgörenlerden azami ölçüde faydalar beklerken; işgörenlerde işverenlerden isteklerinin karşılanması durumunda sunulan haklarını almak istemektedirler. bu faydalar paketi iki taraf içinde çıkar sağlamaktadır.

İşveren markasını daha iyi anlayabilmek için kuşaklara kısaca değinmek gerekir. Şu an için iş hayatında aktif rol alan X ve Y kuşakları var. Birde yeni nesil 1999 sonrası doğumlu Z kuşakları geliyor. Kuşakların tanımı bizlere bazı noktalarda yol gösterici olabilmektedir. Mesela;

X Kuşağı Özellikleri: 1965-1979 yıllarında dünyaya gelen ve yaşamak için yaptığı işten zevk alan, yoğun stresten uzak kalmak isteyen ve işi sadeleştiren kişilerden oluşmaktadır. Bu kuşak ülkeler arası farklılıklar göstermekte, batıda ekonomik krizleri yaşayan bir nesildir. Teknolojiyle geç yaşlarda tanışmış, teknolojik cihazları çok kullanmak istemeyen bir kuşak.

Y Kuşağı Özellikleri: 1982 yılından 2000’li yıllar arasında diğer kaynaklarda 1980-1999 yıllarında görülen kuşaktır. Neslin en büyük özelliği teknoloji ve özgürlüğe duyduğu bağlılıktır. Narsist, bireyci ve girişim ruhuna sahipler. Çalışmayı çok sevmeyen daha çok eğlenceli işler yapmayı seven, tatminsiz ve otoriteye saldırgan, çok fazla birilerine bağlı kalmadan bireysel hareket etmeyi seven bir kuşaktır. Sorumluluk almayı seven, direkt emir almaktan hoşlanmayan kişilerdir.

Z Kuşağı Özellikleri: Z kuşağı ise, 90’lı yılların sonu ve 2000’li yılların başında dünyaya gelen milenyum kuşaktır. Bu kuşak geldiği gibi teknolojiyle hemen tanıştı. İnternet onlar için her şey ve internetsiz bir hayatın onlara zevk vermeyeceğini düşünmekteler. Uzaktan ilişki kurabildiklerinden yalnız yaşayabileceklerini savunuyorlar ve birden fazla konu ile ilgilenebiliyorlar. Yine bu kuşak yaratıcı, geleneksellikten uzak, tüketen, tatmin duygusu düşük, sonuç odaklı, otoriteye karşı saldırgan ve şeffaf gibi özellikleri barındırmaktadır.

Üç birbirinden farklı kuşak ile karşılaşıldığında yönetim anlamında da bir takım önlemlerin alınması veya farklı iş yapma politikalarının sunulması gündeme gelmektedir.

İşveren Markası Yönetiminde 5 aşamalı süreç bulunmaktadır. Bunlar;

  • İşveren Marka Değerlendirmesi
  • İşveren Marka Kimliği
  • Çalışan Değer Önermesi
  • İşveren Marka Konumlandırma
  • Uygulama’dır.

admin